İlk koşu ayakkabımı bir mağazanın indirim reyonundan, sadece rengini beğendiğim için almıştım. Üç hafta sonra sağ dizimin dış tarafında tarif edemediğim bir sızı başladı. O sızı bana, spor ayakkabısı seçimi denen şeyin estetik bir tercih değil, teknik bir karar olduğunu öğretti. O günden sonra ayakkabıyı raftan alıp elimde tartmayı, tabanını bükmeyi, topuk kısmını sıkmayı öğrendim. Şimdi o öğrendiklerimi, özellikle "hafif mi alsam, destekli mi?" ikileminde kalanlar için sade bir dille anlatmak istiyorum.
Yeni başlayanların en sık yaptığı hata, tek bir çift ayakkabıyla her şeyi yapmaya çalışmak. Sabah tempolu yürüyüş, akşam ağırlık, hafta sonu halı saha... Hepsi aynı ayakkabıyla. Ben de iki yıl boyunca öyle yaptım. Problem şu: bir ayakkabıyı hafifletmek için üreticinin bir şeyleri çıkarması gerekiyor. Genellikle çıkarılan şey destek oluyor. Tersine, destekli bir modelde ise ayağınızın altında daha fazla malzeme, dolayısıyla daha fazla gram var.
Yani bu bir "iyi-kötü" karşılaştırması değil, bir takas meselesi. Neyi verip neyi alacağınıza karar veriyorsunuz.
Hafif modellerde taban ince, ara taban yumuşak ama az hacimli, üst kısım genelde tek katmanlı file kumaştan yapılır. Ayağa giydiğinizde neredeyse hiçbir şey yokmuş hissi verir. Bunun somut faydası şu: adım sıklığınız artar, ayak bileğiniz daha serbest çalışır, zeminle temasınızı daha net hissedersiniz.
Kendi deneyimimden söyleyeyim; hafif bir modele geçtiğimde ilk hafta kısa mesafelerde kendimi çok daha canlı hissettim. Ama dördüncü koşuda baldırlarım feci tutuldu. Çünkü destek azaldıkça o işi kaslarınız yapıyor. Vücut buna alışana kadar biraz bedel ödüyorsunuz. Kas ağrısının nedenleri arasında bu tür ani ekipman değişiklikleri sanıldığından daha sık yer alıyor.
Destekli modellerde topuk yüksekliği fazla, ara taban kalın ve yoğun, topuk kasası sert. Bazılarında iç tarafta ekstra sert bir bölge bulunur; bu, ayağın içe doğru fazla yatmasını sınırlamak için konur.
Fazla kilolu başlayan, uzun süre ayakta duran veya daha önce ayak/diz sorunu yaşamış biri için bu ekstra malzeme gerçekten fark yaratıyor. Ben kışın uzun ve yavaş yürüyüşlere geçtiğimde destekli bir modele döndüm ve ertesi gün ayak tabanımdaki o bilindik gerginlik büyük ölçüde geçti.
| Özellik | Hafif model | Destekli model |
|---|---|---|
| Tipik ağırlık (tek tek) | Belirgin şekilde düşük | Belirgin şekilde yüksek |
| Taban kalınlığı | İnce, zemin hissi yüksek | Kalın, darbe emilimi yüksek |
| Topuk-parmak yükseklik farkı | Düşük veya sıfıra yakın | Genellikle daha yüksek |
| Ayak kaslarına yük | Fazla (kas çalışır) | Az (ayakkabı taşır) |
| Uzun mesafede yorgunluk | Daha erken gelebilir | Daha geç gelir |
| Alışma süresi | Uzun, kademeli geçiş şart | Kısa, ilk günden rahat |
| Ömür | Daha kısa | Daha uzun |
| En uygun kullanım | Kısa-hızlı koşu, salon, çeviklik | Uzun yürüyüş, yeni başlayan koşucu, günlük |
Yeni başlıyorsanız ilk çiftinizi destekli taraftan seçin. Hafif modellerin verdiği o "uçuyorum" hissi çok cezbedici ama ayak kaslarınız henüz o yükü karşılamaya hazır değil. Üç dört ay düzenli çalıştıktan, spor alışkanlığınız oturduktan sonra ikinci bir çift olarak hafif bir model alın ve haftada bir-iki antrenmanda kullanın. Bu kademeli geçiş, benim baldır ağrılarıyla öğrendiğim şeyi size ağrısız öğretir.